[(REAL-BOARD)] BILGI GÜCTÜR PAYLASTIKCA BÜYÜR


 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Der Letzte Exorzismus 2010
tarafından Hades Cuma Ara. 31, 2010 11:59 am

» Recep İvedik 3 HD (Divx Kalitesinde)
tarafından GeZeGeN Çarş. Ara. 29, 2010 9:37 pm

» Ay Lav Yu
tarafından GeZeGeN Çarş. Ara. 29, 2010 8:41 pm

» Azerbaycanli Ibrahim Tatlises 100% Ibo
tarafından Hades Çarş. Ara. 29, 2010 6:36 pm

» Karwan gyan Ibonun Gençlık sesının aynısı
tarafından Hades Çarş. Ara. 29, 2010 6:11 pm

» Stronghold - Crusader
tarafından Hades Salı Ara. 28, 2010 10:36 am

» Knights And Merchants II: The Peasants Rebellion
tarafından Hades Salı Ara. 28, 2010 10:31 am

» Age of Wonders
tarafından Hades Salı Ara. 28, 2010 10:08 am

» Age of Empires II + Conquerors Expansion
tarafından Hades Salı Ara. 28, 2010 10:03 am

» Command & Conquer Red alert 2
tarafından Hades Salı Ara. 28, 2010 9:56 am


Paylaş | 
 

 TURKIYE A MILLI TAKIM TARIHCESI

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
GeZeGeN
[Admin]
[Admin]
avatar

Mesaj Sayısı : 331
Doğum Tarihi : 19/02/90
Kayıt Tarihi : 08/11/10
Nerden : Almanya
Yaş : 28
Cinsiyet : Erkek
Lakap : Gezegen
Rep Gücüı : 4713
Rep Puanı : 6

MesajKonu: TURKIYE A MILLI TAKIM TARIHCESI   Paz Kas. 28, 2010 9:26 pm

Türk sporunun ilk teşkilatı olan Türk İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurulmasının ardından
Yusuf Ziya Öniş başkanlığında ilk Türk Futbol Federasyonu 1923 yılında Şehzadebaşı'ndaki Letafet Apartmanı salonunda yapılan toplantıda 'Futbol Hey'et-i Müttehidesi' adıyla kurulmuştur.

Ardından FIFA'ya başvurulmuş ve Türkiye 21 Mayıs 1923 tarihinde FIFA'nın 26. üyesi olmuştur.

FIFA üyesi Türkiye, ilk milli maçını Cumhuriyetin ilanından üç gün önce oynadı. 26 Ekim 1923 tarihinde İstanbul Taksim Stadı'nda Romanya'yla oynanan bu maç 2-2 sonuçlandı.

Romanya karşısında 1-0 mağlup duruma düşen Millilerimiz,
Zeki Rıza Sporel'in 32 ve 50'inci dakikalarda attığı iki golle öne geçmeyi başardı.
Romanya'nın ikinci golüyle maç 2-2 berabere biten maçta

Romanya'ya 2 gol atan Zeki Rıza Sporel, A Milli Takım'ın ilk golünü atarak tarihe geçti.

Milli Takım, 17 Haziran 1924'te oynadıkları Finlandiya maçında ilk galibiyeti elde etti.

Helsinki'de Helsingfors Stadı'nda oynanan maçta
Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel,
4 golüyle Finlandiya ağlarını havalandırarak adını altın harflerle tarihe yazdırdı.
Milli Takım maçı 2 - 4 kazanırken bütün goller Zeki Rıza Sporel'den geldi. Fenerbahçeli unutulmaz golcü 3, 15, 37 ve 87'inci dakikalarda Fin filelerini havalandırdı.



Ardından gelen dönemde Milli Takım'ı 1924 Paris Olimpiyatları'na hazırlaması için İskoçya'dan Billy Hunter getirtilmiştir.
Hunter, Türk futbolculara çağdaş futbolu tanıtan ve sistemli bir şekilde çalıştıran ilk teknik adam olmuştur.
Yine 1924 Paris Olimpiyatları'nda Çekoslovakya'yla oynanan ve 5-2 kaybedilen maç,
kayıtlara Milli Takım'ın yurtdışındaki ilk maçı olarak geçmiştir.

İlk A Milli Takım Kadrosunda Kimler Vardı...
Kalede Altınordulu Nedim Kaleci...
2 numara Fenerbahçeli Hasan Kamil Sporel,
3 numara Fenerbahçeli Cafer Çağatay,
4 numara Fenerbahçeli İsmet Uluğ,
5 numara Galatasaraylı Nihat Bekdik,
6 numara Altınordulu Baron Fevzi,
7 numara Altınordulu Emin Bey,
8 numara Fenerbahçeli Alaeddin Baydar,
9 numara Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel,
10 numara Fenerbahçeli Sabih Arca,
11 numara Fenerbahçeli Bedri Gürsoy,
12 numara Altınordulu İbrahim Kelle...


TÜRK FUTBOL TARİHİ VE GELİŞİM SÜRECİ [b][center][size=12]Türkiye"ye futbol, tütün ve pamuk ticaretiyle uğraşan ve 19.yy"ın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu"na gelip, belli başlı ticaret limanlarındaki kentlere yerleşen İngilizler tarafından getirilmiştir.
Önce kendi aralarında takım kurup futbol oynayan İngilizler, daha sonra bu ayak oyununu Türk komşularına da tanıtmışlardır.

Tarihi kayıtlara göre, Türk topraklarında ilk maç 1875 yılında Selanik"te oynanmıştır.
Daha sonra İstanbul ve İzmir illerinde futbol oynanmaya başlanmıştır.

Türkiye"de o dönemde futbol genelde İngilizler ve Rumlar arasında oynandı.

1903 yılında kurulan ilk lig, yani İstanbul Futbol Ligi"nde de önce sadece İngiliz ve Rum takımları mücadele etmiştir.

Futbola hemen sevdalanan bazı Türk gençleri ise yabancı komşularından gördükleri kadar, hiç bir kurala tabii olmadan çayır kenarlarında futbol oynamaya başlamıştır.
Bu gençler Black Stocking (Siyah Çoraplılar) adındaki ilk
Türk futbol takımı oluşturmuş ve ilk maçını 26 Ekim 1901 yılında Rum takımına karşı oynamıştır.
1905 yılında kurulun ilk Türk kulübü Galatasaray ise İstanbul Futbol Ligi"ne katılan ilk Türk kulübü olmuştur.
Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüplerinin de kurulup İstanbul Futbol Ligi"ne katılmalarının ardından, Türk futbolunda gerçek Türk futbolcuların ve Türk takımların dönemi başlamıştır.
Savaş ve işgal yıllarında, işgal kuvvetlerine mensup askeri takımlarla yapılan maçlarda, Türk kulüplerin kazandıkları galibiyetler futbolu bir milli dava" haline getirmiş ve milletin kırılmış olan gururunu okşamıştır. İşte bu nedenle futbol çok kolay bir şekilde ülkemizde geniş kitleler tarafından sevilmiş ve işgal kuvvetlerine karşı elde edilen galibiyetler sayesinde milletin gönlünde unutulmaz yerler işgal etmiştir.

Türkiye"de bu dönemden sonra hızla gelişmeye başlayan futbol,
halk için o günlerde teşkil ettiği önemini günümüzde de halen devam ettirmektedir.

Daha sonraki yıllardaki gelişmelere baktığımızda, Türk milli takım ve kulüplerinin dünya çapında çok az başarıları olduğunu görüyoruz.
Türkiye uzun zamanlar dünya sıralama listelerinin alt kademelerinde yer almış. Türk takımları dışarıda ya hiç tanınmıyor ya da kötü olarak anılıyordu.

Ancak 90"lı yıllardan sonra Türk futbolu gelişmeye ve kendisini iyileştirmeye başlamıştır.
Politik ve ekonomik şartların düzelmesiyle birlikte Türkiye ve Türk futbolu her geçen gün daha da iyiye gidiyordu. Yabancı teknik direktörleri Türk takımlarını yetiştirmek üzere Türkiye"ye geldi.
Dünyada herkes Türk futboluna daha fazla ilgi göstermeye başladı.
Avrupa Futbol Ligleri"nin önemli kulüpleri Türk futbolcuları transfer etmeye başladı.
Bu sayede Türk futbolu çok değerli tecrübeler elde etmiş olup Dünya futbolunda öne çıkmaya başladı.
Özellikle genç futbolcularımız, sahip oldukları mükemmel futbol tekniği sayesinde Avrupa"da çok iyi bir üne kavuştular.

U-16 ve U-18 Genç Milli Takımlarımız Avrupa Gençler Şampiyonalarında,

Ümit milli takımımız ise Akdeniz Şampiyonalarında şampiyon olmuş ve çok önemli dereceler elde etmişlerdir.
A Milli Takımımıza baktığımızda ilk ve şu ana kadar son olarak 1954 yılında Dünya Kupası finallerine katılma hakkı kazanmışlardır.

Avrupa Şampiyonası finallerine ise ilk olarak 1996 yılında katılmışlardır.

2002 Dünya Kupasına finallerine katılmaya hak kazanan Milli Takımımız Yarı Finale kadar dünya devleri ile mücadele ederek dünyanın en iyi 4 takımından biri olduğunu herkese kanıtlamakla kalmamış Güney Kore ile yaptığı üçüncülük mücadelesinde de kazanan takım olmayı bilmiş ve maçı 3-2 almıştır. Böylelikle TÜRK MİLLİ TAKIMI DÜNYANIN ÜÇÜNCÜ BÜYÜK TAKIMI UNVANINI KAZANARAK BRONZ MADALYALARINI ALMIŞTIR.

Şu anda Türk futbolu çok önemli bir noktadadır.
Türk milli takımları dünyanın önde gelen milli takımlarıyla mücadele etmekte ve her geçen gün daha fazla başarılara ulaşmaktadır.
Türk futbol kulüpleri de Avrupa çapında çok önemli başarıları elde etmeye başlamıştır.
Örneğin Galatasaray kulübünün UEFA Kupası Şampiyonu olması,
Türk futbolu açısından son derece önemli bir gelişmedir.
Burada vurgulamak isteriz ki, en önemli amacımız bu başarı yolunda kesin adımlarla devam etmek ve amaçlarımızı daha da büyütmektir.

Ayrıca yabancı teknik direktör ve yabancı kulüplerin futbolcularından elde ettiğimiz tecrübeler bizim için her zaman bir avantaj olacağını da vurgulamak isteriz.
Bu sayede Türk teknik direktörlerimiz çok önemli tecrübeler kazanmış ve, artık liglerimizde çok tecrübeli Türk teknik direktörleri yer almaktadır.
Aynı zamanda bizim için çok önemli olan bir başka konu ise, yabancı kulüplerde oynayan yeni, genç Türk yetenekleri bulmak ve onları Türk milli takımlarımıza kazanmaktır.
Türk oyuncuları yabancı kulüplere transfer etmek ve yabancı kulüplerden Türk oyuncularını Türkiye"ye transfer etmenin bizleri mümkün olabilen en iyi başarıya ulaştıracağından eminiz.
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU

Kuruluş tarihi;23.04.1923
FİFA"ya üyelik:1923
UEFA"ya üyelik:1962]

Lisanslı Oyuncu Sayısı:

Profesyonel:4.775

Amatör:faal

18 yaş üstü:50.946

18 yaş ve altı:85.644

Bayanlar:127

Genç bayanlar:106
Kulüp:4.956 Kulüp


Profesyonel Hakemler:796 Erkek/20 Bayan

2002: MİLLİ TAKIM'DA ALTIN SAYFA

Türk futbolunun zirve yaptığı tarih 2002'nin yaz mevsimidir.
Ancak bu tarihin yaklaşık 2 yıl öncesine gidip Japonya ve Güney Kore'nin ortaklaşa düzenleyeceği Dünya Kupası'nın elemelerinden başlamak gerekir maceraya.
Milli Takımımız, Avrupa elemelerinin 4.Grubu'nda İsveç, Slovakya, Makedonya, Moldova ve Azerbaycan'la mücadele etmiştir.
10 maçın sonunda alınan 6 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 yenilgi, İsveç'i geçmeye yetmez.

İstanbul'da İsveç'le oynanan maç 2-1 kaybedilince Kuzeyliler grup birincisi olarak Uzakdoğu'nun yolunu tutar,
bize de Avusturya ile baraj maçı oynamak kalır.

Şenol Güneş yönetimindeki Milli Takımımız da ilk ciddi patlamasını işte bu baraj maçlarında yapmıştır.
Viyana'da oynanan ilk maçı Okan'ın golüyle 1-0 kazanarak Türkiye'ye avantajlı bir skorla dönen ay-yıldızlı ekibimiz,
Ali Sami Yen Stadı'ndaki rövanşa bu rahatlıkla çıkar ve tarihi bir skorla galip gelerek tarihi bir sonuç elde eder.
Yıldıray Baştürk'ün 21, Hakan Şükür'ün 30, Okan Buruk'un 45, Arif Erdem'in de 69 ve 84. dakikalarda attığı goller, Milli Takımımıza 5-0'lık galibiyetin yanı sıra tam 48 yıllık aradan sonra Dünya Kupası finallerine katılma hakkını da getirmiştir. Ama tarihin yazacağı gerçek zafer için biraz daha beklemek gerekmektedir.


Teknik Direktör Şenol Güneş, Japonya-Güney Kore yolculuğuna
Rüştü Reçber,
Fatih Akyel,
Ümit Özat,
Abdullah Ercan (Fenerbahçe),
Bülent Korkmaz,
Emre Aşık,
Arif Erdem,
Hasan Şaş (Galatasaray),
Tayfur Havutçu,
İlhan Mansız (Beşiktaş),
Emre Belözoğlu,
Okan Buruk (İnter),
Tugay Kerimoğlu,
Hakan Ünsal (Blackburn Rovers),
Hakan Şükür (Parma),
Ümit Davala (Milan),
Alpay Özalan (Aston Villa),
Yıldıray Baştürk (Bayer Leverkusen),
Mustafa İzzet (Leicester City),
Nihat Kahveci (Real Sociedad),
Ömer Çatkıç (Gaziantepspor)
ve Zafer Özgültekin'den (Ankaragücü) oluşan kadroyu götürmüştür.

C Grubu'nda Brezilya, Kosta Rika ve Çin'le birlikte yer alan Milli Takımımızın ilk rakibi, turnuvanın sonunda kupayı kaldıracak olan Brezilya'dır.
Ulsan'da 3 Haziran'da oynanan maçta Hasan Şaş'ın golüyle öne geçen Milli Takımımız, 50. dakikada Ronaldo ve 87. dakikada penaltıdan Rivaldo'nun attığı gollere engel olamayınca sahadan 2-1'lik yenilgiyle ayrılır.


9 Haziran'daki rakibimiz Kosta Rika'dır ve maç Incheon'da oynanmaktadır.
56. dakikada Emre Belözoğlu'nun golüyle öne geçen Milli Takımımız,
86. dakikada Wilson Parks'tan yediği golle 1-1'lik sonuca razı olur.


Artık her şey Çin'le oynanacak son maça kalmıştır. Üstelik averaj hesaplarının yapıldığı grupta Brezilya'nın da Kosta Rika'yı farklı bir skorla yenmesi gerekmektedir. 13 Haziran'da Seul'de Çin'i 6. dakikada Hasan Şaş, 9. dakikada Bülent Korkmaz ve 85. dakikada Ümit Davala'nın golleriyle 3-0 yenen Milli Takımımız, Brezilya'nın da Kosta Rika'yı 5-2 mağlup etmesiyle, averajla da olsa bir üst tura yükselmeyi başarır.

İkinci turdaki rakibimiz, evsahibi takımlardan Japonya'dır. Milli Takımımız için de Güney Kore'den Japonya'ya geçmenin zamanı gelmiştir.
18 Haziran'da Miyagi'de oynanacak maçtaki rakibimiz Japonya, H Grubu'nda Belçika,
Rusya ve Tunus'la yaptığı mücadeleden 7 puanla namağlup lider çıkmıştır. Ancak buraya kadardır işte. 12. dakikada Ümit Davala'nın attığı gol Japonların işini bitirip Milli Takımımıza çeyrek finalin kapısını açmıştır.


Yeni rakibimiz Senegal, Fransa'yı yenmiş, Danimarka ile Uruguay'ın da bulunduğu gruptan ikinci sırada çıktıktan sonra İsveç'i elemiş sürpriz bir ekiptir.
Milli Takımımız, Osaka'da son derece keyifli ve heyecanlı bir 90 dakikanın golsüz sona ermesinin ardından uzatmaya giden karşılaşmayı 94. dakikada İlhan Mansız'ın attığı golle 1-0 kazanır.
Türkiye yarı finaldedir artık ve rakibimiz grup maçında 2-1 yenildiğimiz Brezilya'dır.

Millilerimiz 26 Haziran'da Saitama'da sambacılarla başabaş bir futbol oynamasına rağmen 49. dakikada Ronaldo'nun golüne engel olamaz ve final şansını kaybeder. Yeni hedef dünya üçüncülüğüdür bundan böyle. Ve rakip de bir başka evsahibi Güney Kore'dir.

Japonya'dan Güney Kore'ye dönen Milli Takımımız, 29 Haziran'da Deagu'da Güney Kore'nin karşısına çıkar.
Tribünler tamamen evsahibi takım taraftarlarının işgalindedir doğal olarak. Dünya Kupası tarihi zevksiz ve keyifsiz üçüncülük maçlarıyla doludur ama bu kez öyle olmayacaktır.
Bir takımın evsahibi, diğerinin ise başarıya bu denli aç oluşu ortaya final gibi bir müsabaka çıkartır.
Milli Takımımız, Hakan Şükür'ün Dünya Kupası tarihinin en erken atılan golüyle öne geçer.
9. dakikada Lee Yong'un golüyle ümitlenen Korelilere, millilerimiz İlhan Mansız'ın 13 ve 32. dakikadaki golleriyle bitirici karşılığı verir.
Güney Kore'nin uzatmalarda Song Chong Gug'la attığı gol sadece skor tabelasını zenginleştirir. 3-2'lik skor Milli Takımımızın dünya üçüncülüğünün teyididir.

Ama Türkiye Uzakdoğu'da sadece dünya üçüncülüğünü elde etmekle kalmaz. Deagu'da, kendi evinde kaybetmenin üzüntüsüyle gözyaşlarına boğulan Güney Korelilerin ellerinden tutup tribünleri hep birlikte selamlayan ve kazandıkları zaferi paylaşma büyüklüğünü gösteren futbolcularımız,
Fair Play ödülünün de sahibi olmuştur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GeZeGeN
[Admin]
[Admin]
avatar

Mesaj Sayısı : 331
Doğum Tarihi : 19/02/90
Kayıt Tarihi : 08/11/10
Nerden : Almanya
Yaş : 28
Cinsiyet : Erkek
Lakap : Gezegen
Rep Gücüı : 4713
Rep Puanı : 6

MesajKonu: ..........   Paz Kas. 28, 2010 9:33 pm

2002: MİLLİ TAKIM'DA ALTIN SAYFA
Türk futbolunun zirve yaptığı tarih 2002'nin yaz mevsimidir. Ancak bu tarihin yaklaşık 2 yıl öncesine gidip Japonya ve Güney Kore'nin ortaklaşa düzenleyeceği Dünya Kupası'nın elemelerinden başlamak gerekir maceraya. Milli Takımımız, Avrupa elemelerinin 4.Grubu'nda İsveç, Slovakya, Makedonya, Moldova ve Azerbaycan'la mücadele etmiştir. 10 maçın sonunda alınan 6 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 yenilgi, İsveç'i geçmeye yetmez. İstanbul'da İsveç'le oynanan maç 2-1 kaybedilince Kuzeyliler grup birincisi olarak Uzakdoğu'nun yolunu tutar, bize de Avusturya ile baraj maçı oynamak kalır.

Şenol Güneş yönetimindeki Milli Takımımız da ilk ciddi patlamasını işte bu baraj maçlarında yapmıştır. Viyana'da oynanan ilk maçı Okan'ın golüyle 1-0 kazanarak Türkiye'ye avantajlı bir skorla dönen ay-yıldızlı ekibimiz, Ali Sami Yen Stadı'ndaki rövanşa bu rahatlıkla çıkar ve tarihi bir skorla galip gelerek tarihi bir sonuç elde eder. Yıldıray Baştürk'ün 21, Hakan Şükür'ün 30, Okan Buruk'un 45, Arif Erdem'in de 69 ve 84. dakikalarda attığı goller, Milli Takımımıza 5-0'lık galibiyetin yanı sıra tam 48 yıllık aradan sonra Dünya Kupası finallerine katılma hakkını da getirmiştir. Ama tarihin yazacağı gerçek zafer için biraz daha beklemek gerekmektedir.

Teknik Direktör Şenol Güneş, Japonya-Güney Kore yolculuğuna Rüştü Reçber, Fatih Akyel, Ümit Özat, Abdullah Ercan (Fenerbahçe), Bülent Korkmaz, Emre Aşık, Arif Erdem, Hasan Şaş (Galatasaray), Tayfur Havutçu, İlhan Mansız (Beşiktaş), Emre Belözoğlu, Okan Buruk (İnter), Tugay Kerimoğlu, Hakan Ünsal (Blackburn Rovers), Hakan Şükür (Parma), Ümit Davala (Milan), Alpay Özalan (Aston Villa), Yıldıray Baştürk (Bayer Leverkusen), Mustafa İzzet (Leicester City), Nihat Kahveci (Real Sociedad), Ömer Çatkıç (Gaziantepspor) ve Zafer Özgültekin'den (Ankaragücü) oluşan kadroyu götürmüştür.

C Grubu'nda Brezilya, Kosta Rika ve Çin'le birlikte yer alan Milli Takımımızın ilk rakibi, turnuvanın sonunda kupayı kaldıracak olan Brezilya'dır. Ulsan'da 3 Haziran'da oynanan maçta Hasan Şaş'ın golüyle öne geçen Milli Takımımız, 50. dakikada Ronaldo ve 87. dakikada penaltıdan Rivaldo'nun attığı gollere engel olamayınca sahadan 2-1'lik yenilgiyle ayrılır.

9 Haziran'daki rakibimiz Kosta Rika'dır ve maç Incheon'da oynanmaktadır. 56. dakikada Emre Belözoğlu'nun golüyle öne geçen Milli Takımımız, 86. dakikada Wilson Parks'tan yediği golle 1-1'lik sonuca razı olur. Artık her şey Çin'le oynanacak son maça kalmıştır. Üstelik averaj hesaplarının yapıldığı grupta Brezilya'nın da Kosta Rika'yı farklı bir skorla yenmesi gerekmektedir. 13 Haziran'da Seul'de Çin'i 6. dakikada Hasan Şaş, 9. dakikada Bülent Korkmaz ve 85. dakikada Ümit Davala'nın golleriyle 3-0 yenen Milli Takımımız, Brezilya'nın da Kosta Rika'yı 5-2 mağlup etmesiyle, averajla da olsa bir üst tura yükselmeyi başarır.

İkinci turdaki rakibimiz, evsahibi takımlardan Japonya'dır. Milli Takımımız için de Güney Kore'den Japonya'ya geçmenin zamanı gelmiştir. 18 Haziran'da Miyagi'de oynanacak maçtaki rakibimiz Japonya, H Grubu'nda Belçika, Rusya ve Tunus'la yaptığı mücadeleden 7 puanla namağlup lider çıkmıştır. Ancak buraya kadardır işte. 12. dakikada Ümit Davala'nın attığı gol Japonların işini bitirip Milli Takımımıza çeyrek finalin kapısını açmıştır.

Yeni rakibimiz Senegal, Fransa'yı yenmiş, Danimarka ile Uruguay'ın da bulunduğu gruptan ikinci sırada çıktıktan sonra İsveç'i elemiş sürpriz bir ekiptir. Milli Takımımız, Osaka'da son derece keyifli ve heyecanlı bir 90 dakikanın golsüz sona ermesinin ardından uzatmaya giden karşılaşmayı 94. dakikada İlhan Mansız'ın attığı golle 1-0 kazanır. Türkiye yarı finaldedir artık ve rakibimiz grup maçında 2-1 yenildiğimiz Brezilya'dır.

Millilerimiz 26 Haziran'da Saitama'da sambacılarla başabaş bir futbol oynamasına rağmen 49. dakikada Ronaldo'nun golüne engel olamaz ve final şansını kaybeder. Yeni hedef dünya üçüncülüğüdür bundan böyle. Ve rakip de bir başka evsahibi Güney Kore'dir.

Japonya'dan Güney Kore'ye dönen Milli Takımımız, 29 Haziran'da Deagu'da Güney Kore'nin karşısına çıkar. Tribünler tamamen evsahibi takım taraftarlarının işgalindedir doğal olarak. Dünya Kupası tarihi zevksiz ve keyifsiz üçüncülük maçlarıyla doludur ama bu kez öyle olmayacaktır. Bir takımın evsahibi, diğerinin ise başarıya bu denli aç oluşu ortaya final gibi bir müsabaka çıkartır. Milli Takımımız, Hakan Şükür'ün Dünya Kupası tarihinin en erken atılan golüyle öne geçer. 9. dakikada Lee Yong'un golüyle ümitlenen Korelilere, millilerimiz İlhan Mansız'ın 13 ve 32. dakikadaki golleriyle bitirici karşılığı verir. Güney Kore'nin uzatmalarda Song Chong Gug'la attığı gol sadece skor tabelasını zenginleştirir. 3-2'lik skor Milli Takımımızın dünya üçüncülüğünün teyididir.

Ama Türkiye Uzakdoğu'da sadece dünya üçüncülüğünü elde etmekle kalmaz. Deagu'da, kendi evinde kaybetmenin üzüntüsüyle gözyaşlarına boğulan Güney Korelilerin ellerinden tutup tribünleri hep birlikte selamlayan ve kazandıkları zaferi paylaşma büyüklüğünü gösteren futbolcularımız, Fair Play ödülünün de sahibi olmuştur.


FRANSA'DA BAŞARININ TEKRARI
2002 Dünya Kupası'nda elde edilen üçüncülüğün sağlaması Fransa'da düzenlenen Konfederasyon Kupası'nda yapılmıştır. Bu organizasyona, Dünya Şampiyonu ve finalisti ile kıta şampiyonu milli takımlar davetlidir. Dünya Kupası finalisti Almanya'nın turnuvaya katılmayacağını açıklamasının ardından dünya üçüncüsü Türkiye'ye davetiye çıkartılır. Milli Takımımız B Grubu'nda Dünya Şampiyonu Brezilya, Afrika Şampiyonu Kamerun ve CONCACAF Şampiyonu ABD ile eşleşmiştir.

Şenol Güneş yönetimindeki takımımız ilk maçını 19 Haziran günü ABD ile oynar. Saint Etienne kentindeki Geoffroy Guichard Stadı'ndaki karşılaşmada Beasley'nin 36. dakikada attığı golle 1-0 geriye düşen takımımız, 39. dakikada Okan Yılmaz'ın penaltıdan verdiği karşılıkla eşitliği yakalar, 70. dakikada da Tuncay Şanlı'nın golüyle 2-1'lik galibiyete ulaşır.

Ancak 21 Haziran günü Paris'teki Stade de France'da oynanan Kamerun karşılaşmasında şansımız bu kadar yaver gitmez. Başabaş geçen karşılaşmanın 90. dakikasında Geremi'nin penaltıdan attığı gol Kamerun'a 1-0'lık galibiyeti getirir.

Gruptaki son maçımız Brezilya ile oynanacaktır ve şimdi hesap zamanıdır. 23 Haziran'da Saint Etienne'de bir kez daha Geoffroy Guichard Stadı'nın çimlerine çıkar Milli Takımımız. Brezilya'ya averaj üstünlüğümüz vardır ve bu karşılaşmadan alacağımız bir beraberlik yarı finale yükselmemize yetecektir.

23. dakikada Brezilya Adriano'nun golüyle öne geçer. Ancak bu kez karşısında daha dirençli ve kazanmaya istekli bir Türkiye vardır. Dünya üçüncülüğünün getirdiği güvenle perçinlenen mücadele gücü, Milli Takımımıza 53. dakikada Gökdeniz Karadeniz ve 81. dakikada Okan Yılmaz'la 2-1'lik üstünlüğü getirir. Brezilya 90+3'te Fenerbahçeli Alex'le beraberlik golünü bulur ama tabeladaki 2-2, Milli Takımımızın yarı final yolunu kapatacak bir skor değildir.
Yarı finalde Milli Takımımızın karşısında 1998'in Dünya, 2000'in Avrupa Şampiyonu Fransa vardır. 2002 Dünya Kupası'nda hayal kırıklığına uğrayan Fransızlar, evsahibi oldukları turnuvada kendilerini affettirmek niyetindedir. Paris'teki Stade de France'da oynanan maça bu hırsla başlarlar. 11. dakikada Thierry Henry, 26. dakikada Robert Pires'in golleriyle 2-0 öne geçerler. Milli Takımımız Gökdeniz Karadeniz'in 42. dakikada verdiği karşılıkla farkı bire indirse de 43. dakikada Sylvian Wiltord ilk yarının skorunu 3-1 olarak belirler. İkinci yarıda ise sahada bambaşka bir Türk Milli Takımı vardır. 48. dakika Tuncay'ın golü skoru 3-2'ye getirir ama sonrasında kurduğumuz baskı sonuç vermez. Milli Takımımız yine üçüncülük maçı oynayacaktır ve rakip, Kamerun'a 1-0 yenilen Kolombiya'dır.

28 Haziran'da artık "uğurlu stadımız" haline gelen Saint Etienne'deki Geoffroy Guichard'da karşılaşırız Kolombiya'yla. Son derece keyifli geçen maçı Milli Takımımız 2. dakikada Tuncay, 86. dakikada da Okan Yılmaz'ın golleriyle 2-1 kazanarak Konfederasyon Kupası'nın üçüncüsü olur.

Türkiye'ye bu onuru yaşatan kadroda Bülent Korkmaz, Ergün Penbe, Volkan Arslan (Galatasaray), Rüştü Reçber, Fatih Akyel, Tuncay Şanlı (Fenerbahçe), Ahmet Yıldırım, İbrahim Üzülmez (Beşiktaş), Deniz Barış (Gençlerbirliği), Ömer Çatkıç, İbrahim Toraman (Gaziantepspor), Gökdeniz Karadeniz (Trabzonspor), Servet Çetin (Denizlispor), Murat Şahin, Necati Ateş (Adanaspor), Okan Yılmaz (Bursaspor), Hüseyin Kartal (Ankaragücü), Selçuk Şahin (İstanbulspor), Alpay Özalan (Aston Villa), Yıldıray Baştürk (Bayer Leverkusen), Tayfun Korkut, Nihat Kahveci (Real Sociedad) ve Fatih Sonkaya (Roda JC Kerkrade) bulunmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
TURKIYE A MILLI TAKIM TARIHCESI
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
[(REAL-BOARD)] BILGI GÜCTÜR PAYLASTIKCA BÜYÜR :: Yaşam :: Futbol :: Milli Takım-
Buraya geçin: